YAZILAR

SÜRDÜRÜLEBİLİR KENTLEŞME

01 Aralık 2020 Salı

İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Haber Dergisi 180. Sayısında Yayınlanmıştır.  

‘Bugünün ihtiyaçlarını, gelecek kuşakların da kendi ihtiyaçlarını karşılayabilme olanağından ödün vermeksizin karşılamak’ olarak Brundtland Raporu’nda (1987) tanımlanan ‘sürdürülebilirlik’ her geçen gün daha çok kavram ile birlikte kullanılmaya başladı.

İklim değişikliği, doğal afetler ve en son yaşanan İzmir depremi bir kez daha ‘sürdürülebilir kentleşme’ kavramının önemini gözler önüne serdi. Hızla değişen dünya, artan nüfus, plansız kentleşme, yok edilen kültürel miras…

Geldiğimiz nokta ise; yaşanabilir bir kent için bütün planlamaların ve yatırımların çevre ile paralel olması gerekliliğini ortaya koyuyor. Yine aynı şekilde çevre odaklı sürdürülebilir kentleşmenin en önemli adımlarından biri ise yüzyıllar öncesinden bugüne gelen ve geleceğe taşınması önemli olan kültürel mirasın korunması.   

Kültürel mirasın korunmasının önemi konusunda Historic Environment Scotland özellikle pandemi döneminin; önceleri sorun olarak görünen eski ve tarihi binaların özelliklerinin çok değerli olduğunu ortaya çıkardığını belirtiyor. Ayrıca, eski yapıları güçlendirme yolu ile yeniden kullanılmasının yıkıp yapmaktan çok daha az karbon salınımını sağladığını vurguluyor. (https://www.historicenvironment.scot/)

Kültürel miras, ulaşım, atık yönetimi, temiz su, binalarda enerji verimliliği, sağlık ve güvenlik sistemleri, havaalanları, kültür, sanat, spor tesisleri gibi pek çok kentsel yapı toplumun geneli için ulaşılabilir ve daha yaşanabilir bir yer haline gelmesi için yeniden gözden geçiriliyor.

Sürdürülebilir kent kavramının odak noktasında ise öncelikli olarak binalar yer alıyor.  Yaşadığımız ve çalıştığımız binalarda atıklar büyük bir oranı oluştururken, yeni bina yapmak için fazla temiz su kullanıldığını, daha fazla gaz emisyonu yayıldığını ve yapım ve yıkım aşamasında ise toplam atık seviyesinin %40’ı oranında fazla atık çıktığını belirtiyor uzmanlar.    

Günden güne artan kaynakların hızlı tüketimi karşısında alınan önlemler ne kadar yeterli? Sadece hükümet politikaları ile en yararlı sonuçları elde etmek mümkün mü? Uzmanlar denetlemeye tabii olmayan yeşil sertifikasyon ve sürdürülebilirlik sistemlerinin amacına ulaşamayacağını özellikle belirtiyor. Günümüzde, 90’lı yıllardan itibaren BREEAM (Building Research Establishment Environmental Assessment Method - Yapı Araştırma Kurumu Çevresel Değerlendirme Yöntemi) sistemi daha sonra ise geliştirilen pek çok sayıda yeşil bina değerlendirme sistemleri bulunuyor ama kaç tane denetleme mekanizması var?

Türkiye’de ise Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği, izolasyon standartlarını zorunlu kılıyor. Aynı zamanda, 2017 yılında kabul edilen Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı, yeni yapılacak kamu ve özel binalara yönelik ‘yaklaşık sıfır enerjili bina’ hedefini ortaya koyuyor.

2017-2023 yılları arasında uygulanacak Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı kapsamında bina ve

hizmetler, enerji, ulaştırma, sanayi ve teknoloji, tarım ve yatay konular olmak üzere toplam 6 kategoride tanımlanan 55 eylem ile 2023 yılında Türkiye’nin birincil enerji tüketiminin %14 azaltılması hedefleniyor. (Detaylı bilgi : https://enerji.gov.tr/bilgi-merkezi-enerji-verimliligi-ulusal-enerji-verimliligi-eylem-plani)

T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Enerji Verimliliği ve Çevre Daire Başkanlığı Planlama ve Denetim Daire Başkanlığı Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı 2019 Yılı Gelişimi Özet Raporu’nda  ‘Bina ve Hizmetler Sektörü’ de olmak üzere farklı sektörlerdeki enerji verimliliği çalışmalarının özeti  yer alıyor.

Ayrıca; sürdürülebilir kalkınma ve yoksulluğu önleme için kritik öneme sahip olan, ekolojik sistemler ve yaşam alanları üzerindeki birçok kalıcı etkinin önlenmesi anlamına gelen 1,5°C  sınırına binalar açısından bakarsak; Fransa, İtalya ve Almanya, sıfır enerjili yeni binalar ile 1,5°C hedefiyle uyumlu politikalar barındırıyor. Rusya ve Arjantin’in bu alanda herhangi bir politikası bulunmuyor. Yine aynı şekilde, hiçbir ülkenin binaları güçlendirmeyi kapsayan 1,5°C ile uyumlu politikası bulunmuyor. Bu bulgu; G20 ülkelerinde yer alan 14 düşünce kuruluşu ve STK’nın işbirliği içinde hazırladığı 2020 İklim Şeffaflığı Raporu’nun (Climate Transparency Report 2020) sonuçları arasında yer alıyor. (Rapor Detayı : https://www.climate-transparency.org/g20-climate-performance/the-climate-transparency-report-2020)

Her geçen gün daha fazla doğal afet ile karşı karşıya kaldığımız bu günlerde yerel yönetimler, sektör bileşenleri, sanayi kuruluşları, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları ancak bir araya gelerek, ortak akıl ile halkı bilinçlendirerek, bilimsel verileri odak noktasına alarak çevre ve kültürel mirası ve var olanı koruma odaklı bir eylem planı gerçekleştirdiklerinde sürdürülebilir kentleşme sürecinde başarı elde edilebilecektir…

Belki de daha yaşanabilir bir kent için yıkmak yerine değerlendirmeyi, yaşatmayı, korumayı öncelikli olarak ele almak iklim krizinde binaların oynadığı rolü önemsemenin ilk adımıdır…

Derginin tamamı için: http://www.iaosb.org.tr/haberdergileri

    

    

HABERLER