YAZILAR

BENİM AD'IM VAR

09 Mart 2018 Cuma

BENİM ‘AD’IM VAR...

Anne, abla, teyze, kardeş, dost, arkadaş, çalışan, ev hanımı, emekçi, bizim hanım, bayan, onlar...

Evde, işte, sokakta her yerde, her zaman, herkesten çok daha fazla çaba harcamak zorunda kalan kadın...

Bir yanda cennetin ayakları altında olduğu söylenen, dğer yanda başında cehennemler dönen kadın...

Çok çalışıp, sadece kadın olduğu için hak ettiği kadroya gelemeyen kadın....

Çok çalışıp, sadece kadın olduğu için evde şiddet gören kadın...

Çok çalışıp, sadece kadın olduğu için siyasal partisinde yükselemeyen kadın...

Çok çalışıp, sadece kadın olduğu için eğitim hakkı elinden alınan kadın...

Sadece ‘KADIN’ mı gerçekten? Sadece ‘O’ mu? 

Kadının Adı Yok diye yazmıştı yıllar önce Duygu Asena... ‘Kadının adı yok’ noktasında başlıyor sanırım herşey. Sadece bir kadın olarak düşünmek, sadece birinin annesi, ablası, eşi olarak adlandırmak ile başlıyor herşey. Doğduğumuzda verilen isimler büyümeye başladıkça birden kayboluyor. Önce kız, kızım, sonra hanım, bizim hanımlara dönüşüyor. Hayatım, aşkım en çok da güzelim ile devam ediyor...

Önce adı, sonra eğitimi, yetenekleri, yapabilecekleri ve yapamayacakları ortadan kayboluyor. O kadar normalleşiyor ki, çoğu zaman kadınlarda buna izin veriyor. Ya da önemsemiyor. Adınız silnmeye başladığında ise ötekileştirme, ‘o’ olma, buna bağlı olarak iş dünyasında cam tavan, ev hayatında ve sokakta şiddet artmaya, kimlikler silinmeye başlıyor. 

Şu ya da bu nedenle kendini eve kapatmaya, kendini kapatmaya razı oluyor adının olduğunu unutan kadınlar. Kendi iyi olursa herşeyin daha iyi olacağını, mutlu olursa yaşadığı toplumun değişcceğini, kadın ya da hanım olmanın çok ötesinde bir adım atarsa, birilerinin arkasında değil yanında yürümeyi başarırsa; dünyada şiddetin ortadan kalkabileceğini ve aslında tek çözümün kendi ellerinde ve kalbinde olduğunun farkıda olmadan, üzerine yapıştırılan etiketler ile yaşıyor ‘kadın’.   

Yaşıyor mu gerçekten? Nerede ve hangi koşullarda hayatını sürdürürse sürdürsün, kendi adına karar verenlere izin veren her kadın, kendini kapatan ve kapatanlara izin veren kadın, gerçekten yaşıyor mu? Altında son model arabası olsada, evinde hizmet edenleri bulunsada, ya da her hangi bir kenar mahallede zor koşullarda hayatta kalma savaşı verse de; bir kadın ‘adı’ olmadan yaşayabilir mi? 

Çok güzel, mutluluk verici, sevgi dolu hitap şekilleri; adımızı bir kenara koymanın getirdiği herşeyi taşımanın ilk adımı olabilir mi acaba? Bir ömür boyu bizim hanım olarak yaşamak? Ya da bir ömür boyu aşkım olmak? Güzelim? Hayatım? Ve diğerleri... Acaba, sadece sevgi yüklemenin dışında bazen kişilikleri, hayata bakış açılarını, eğitimleri, yetenekleri, karakteri geri plana atan bir düşünce yaratıyor olabilir mi?

Acaba, adımız dışında bir hitap ile bize seslenildiğinde, hitap eden kim olursa olsun, ‘benim adım...’ diye cevap vererek, kadınlar değişimin ve çözümün ilk adımı atmaya başlatabilir mi? 

Sanırım, etiketler adların önüde geçmeye başladığında; dünya her geçen gün çok daha fazla mucizeden yoksun kalıyor. İnanıyorum ki kadınlar sahip oldukları bütün etiketlerin önüne önce adlarını koymaya başladıklarında bütün dünya olumlu yönde değişecek. Kadın ‘adı’ ile hak ettiği yeri elde ettiğinde barış ve mutluluk saracak bütün dünyayı. 

Unutmayın, bütün kadınlar ve erkekler; her gün, her an hatırlayın... Birinin annesi, kızı, teyzesi, ablası, sevgilisi, eşi vb... olmak harika duygular. Bu duyguları yaşamak ve paylaşmak, bu hayatın insana verdiği en önemli hediye. Dünyayı ve insanı yaratma gücü olan kadın olmak ise bir mucize. 

Ve, bütün mucize kadınların; önce bir ‘ad’ı var...


Oya DEMİR / Hayat İşte! / oya@gelecegipaylas.com

https://www.yeniasir.com.tr/sarmasik/yazarlar/oya-demir/2018/03/09/benim-adim-var